Geçici Olarak Hoşgeldiniz

...biliyorum ki sende gideceksin biliyorum. Gidenlerin hep geri gelmesi için bir şeyler yapmak gerekiyor. Bende bir şeyler yapıyorum geri gel, diye... Yazıyorum. Gidecek olursan Akılda Kalacak olan tek şey kelimelerim, daha fazlasını isteme benden, her şeyim kelimelerim...

5 Ağustos 2011 Cuma

Aslında Zararlı Bir Şeydir Yaşamak

Aslında zararlı bir şeydir yaşamak, çoğu zaman yaşamayı bilmediğimizdendir.

Elindekilerle yetinmeyi bilmemiştir insan. Bu nedenle Her Şeyin Başladığı Yerden kovuldular. İlk hatamız, Tanrıyla tek ortaklığımızdı. Mahkemelerin verdiğine benzer bir kararla yaşıyoruz: tecavüze uğrayan kıza sorarlar: ...Kızım, evlenip namusunu temizlemek ister misin? diye. Kimse bize sormadı fakat öyle ya da böyle her gece şeytanın yatağında yatıyoruz, her sabah şeytanın yatağında uyanıyoruz.

Sakıncalıdır yaşamak ama iyi, ben yazabildiğime sizde okuyabildiğinize göre hiçbirimiz henüz bizi öldürebilecek bir şeyle karşılaşmamışız hayatımızda. Yoksa ölmüş olurduk, değil mi?

Kelebeği hepimiz az çok beğeniriz, bir böcek olduğunu unuttuğumuz zaman özellikle de. Kişisel başarı hikayeleri hep şöyle sonlanmıştır:
...yeniden kozasından çıkmayı başarmış bir kelebek gibiydi. Okuduğumdan değil, olsa olsa böyle yazıyor olmalılar?

Metaforlarımıza, güzel rakı gibi ince parlayan güneşli bahar günlerimize konuk olan kelebeğin neden bir gün yaşadığını hiçbirimiz bilmeyiz. O kelebekler uçarlarken yaktıkları enerjiyi üretemezler, metabolizmaları yıkılır ve ruhu bedeninden kanat çırpar gider. Kelebekler ölmez, onlar yalnızca yaşayamazlar. Bazı kelebeklerin ağzı bile yoktur(bu konuda ciddiyim, inanmadıysan araştır sayın okuyucu)... Yani aç kalan bir insanın ölmesi gibi ölürler. Biz onlar için şöyle deriz:

... kelebekler bir gün yaşamak için doğuyorlar abi! biz de hayatımızı yaşamalıyız.

Bunu söyleyen şahs-ı na-elzem! Sen ölmelisin! Sana yaşamak yaramıyor, yakışmamış da üzerine...

Her nasılsa; kelebekler acınarak bakılması gereken varlıklar. Ben ve sen sayın okuyucu, ikimiz, az önce kelebeklerin yaşamlarının çok da güzel olmadığını öğrendik. Nasıl hissediyorsun? "Kelebekler kadar hafif" değildir umarım?

Güzel zamanlar umarım seni bekliyordur, beni bekleyen bir zaman yok, benden hep kaçan bir zaman var. Tahmin edersin... Bu hoş bir şey değil.

Yaşamak, aaah, yaşamakk... Bu yaşama adamı öldürüyor. Her insan yaşadığı için ölür, ölüler zaten ölüdür. Yaşayan herkese Azrail ulaşır, tatil satıyordur sanki "Seni Cennet'e götüreceğim, tüm iyi arkadaşların orada olacaklar, Bal Gölü mevkii'nde, Süt Pınarı'nın yanında olacaksın. İster Hurilerle, ister Nurilerle takılabilirsin. Ne dersin gelmek ister misin?" ama yalnız bir ölüye Azrail bile gelmez.

Yaşayıp Azrail'le tanışmak mı? Yaşamayıp Azrail'i unutmak mı?

Sevgili okur... Konunun özünde yaşamayın ölün gibi bir mesaj yok. Yanlış anlayıp saçma işlere girişme kısaca. Aklımda Kalanlar'ı paylaştım, içimden geçenleri. Bir yere vardırmak derdim yoktu. Bir yere de vardırmadım da zaten.

Son söz olarak: Zararın neresinden dönülürse kârdır.

Sana idareten varoluşlar okurum. Okumaya devam...

Şeker Gibi Çocuk

Sokakta yürümeler insana bir çok şey katıyor. Kentli arabaların tekerlerinin tanıdığı sokaklarda dolaşırken çıkardıkları kirli gazlarla "temizlenmiş" bir çekim nefes gibi... Aynı olduklarını atlayıp farklı, farklı oldukları yanlış önermesiyle dolaşan insanlar görmek gibi... veya ne bileyim kentin ve yaşamın tüm karmaşıklığında bulanmış kafamızı bu kargaşanın arasında toparlamak gibi... Bilmem işte. Yararları çok fazla bu dolaşmaların.

Bende böyle bir gezmedeydim o sıralar. İşten çıkmış kendime içecek bir şeyler almaya gidiyordum. Gaz(tütün ürünü) ve gazlı-sıvılı içeceklerimi(siyah beyaz köpüklü, acı ama çok tatlı olan içecek) aldım. Döndüm tekrardan iş yerime gideceğim. Kafamda tasarladıklarım: ofisimde oturup  müziğin sesini açmak, gazlı-sıvılı içeceğimi mideme yollayıp okumam gereken dosyaları okumak gibi hoş fanteziler işte.

3-5 yaşlarında olacak, bir kız gördüm. Tatlı mı tatlı bir kız. Sevimliliği boncuk boncuk mavi gözlerinden gelmiyordu veya kumsal rengi saçlarından gelmiyordu. Sevimliliği tombikliğinden geliyordu. Evet, bu kız tombikti belki o yaşlarda rahat bir 20-30 kilo ile uçak bileti için ücret ödenmesi gereken bir çocuk profili çiziyordu. Karşısında da ondan biraz daha büyükçe bir kız oturuyor ve diyor ki

... ama çoo...ok şeker
, diyor çocukluğun verdiği sözcüklere karşı acımasız yayvan tavırla. O kızın da yanında oturan bir kadın yanıt veriyor:

...babası da şeker gibiydi, diyor.

O an tek aklımdan geçirebildiğim:
...şeker kız böyleyse babası Michelin'in reklam karakterine benziyordur herhalde. Kat, kat; löp, löp... İyi bari babası şeker niyetine kızını yememiş, diyebildim. Tabi içimden. Dışarısı böyle şeylerin söylenebilmesi için çok tehlikeli. Şeker kızın annesinin potansiyel bir gürlemesiyle, benim için,  Alsancak birden Masahimara ormanlarına dönebilirdi sonuçta? Göze alamadım haliyle bu riski. Yürüdüm...

Geri dönmem gerekti. Nedeni Akılda Kalanlar arasında değil açıkçası. O tatlı kızı tekrardan gördüm. Sandalyesinden inmek istiyordu. Debeleniyor, terliyor, göz yaşlarına boğuluyor, ağzında ki tek dişiyle ağzından tek bir sözcük çıkıyor o da "anne"... 

Bildiğiniz gerçekleri görmenin acı yaşattığını en temiz anlayacağınız yer herhalde o andır. Hayattan küçük bir örnek.

Tek Akılda Kalan, insanın kendi özgürlüğünü kendi kısıtlarıyla bitiriyor. O bir çocuktu belki ailesinin doyurmak bilmez besleyişi, belki hormonel bir düzensizlikti o an ki durumu, fakat; o anı o çocuk tek bir sefer yaşamayacak. Devamı gelmemesini dilerim.

Ne olursa olsun o çocuğa dikkat etmeli. Tedavisi yapılmalı, "geçer" dememeli, geçen yalnızca zaman olduktan sonra geçmeyenlerle geçer bir hayat.

Şeker kıza sormadılar:
...Şeker kız? Bu dünyada savaşlar oluyor, insanlar ölüyor, tecavüzler gerçekleşiyor, insanlar birbirine güvenmiyor, bir çok hastalığa yakalanıyorsun. Bu dünyada olmak ister misin?

Haliyle o kıza, o çocuğa, tüm dünya çocukluğuna dikkat etmesini bileceksin ebeveyn! Bilmezsende hay senin ebeyin! O zaman dünyaya çocuk getirmeyeceksin sende dünyada bir adım atacak kadar bile yaşamayacaksın!

Neyse sinirlendim ama Akılda Kalanlar işte bunlar. Bir insanın özgürlüğünün nedeni ne olursa olsun kısıtlanmasının bir etkeni olarak ailenin çocuğa çöp öğütücü gibi bakmasını, biraz da sağlık sorunlarına gösterilmeyen ciddiyeti çekiştirdik.

Başka Akılda Kalanlar'la görüşmek üzere sayın okur. Umarım hep iyi olursunuz.

Ben mi?
İdareten var olmaya devam işte sayın okur ;)

Bir daha görüşünceye kadar fuzuli günler...